2014 Yılı Eğitim Bütçesi Eğitimin Temel İhtiyaçlarını Karşılamaktan Uzaktır!

14716_10_30_58

2014 Yılı Eğitim Bütçesi Eğitimin Temel İhtiyaçlarını Karşılamaktan Uzaktır!

Eğitime Yeterli Bütçe, Okullara İhtiyacı Kadar Ödenek İstiyoruz!

 

2014 eğitim ve yükseköğretim bütçesi bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecektir. 2014 eğitim ve yükseköğretim bütçesi, önceki yıllardaki bütçelerin kopyası sayılabilecek bir anlayışla, eğitim sisteminin ve yükseköğretimin en temel ihtiyaçlarını bile göz ardı ederek hazırlanmıştır. Yıllardır kamu hizmetlerine ayrılan kaynaklar, özellikle eğitim ve sağlık alanında sadece rakamsal olarak artmakta, kamu yatırımları açısından bakıldığında ise belirgin bir azalma yaşandığı görülmektedir.

2013 yılında 47 milyar 496 milyon olan MEB bütçesi, artan okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve öğrenci sayısına rağmen 2014 yılı için 55 milyar 705 milyon TL öngörülmüştür. Bütçe rakamları içinde en kapsamlı ve en yaygın kamu hizmetleri içinde yer alan eğitime ayrılan payın sadece rakamsal büyüklükleri üzerinden övünenlerin, bu payların nerelere, hangi kalemlere harcanacağından hiç bahsetmemesi dikkat çekicidir.

 

2014 MEB bütçesi, eğitimdeki piyasalaştırmanın habercisidir

 

MEB bütçesinin büyük bölümü personel giderleri (%68) ve sosyal güvenlik devlet primi giderlerine (%10) gitmektedir. Başka bir ifadeyle, eğitime bütçeden en çok payı ayırdıklarını iddia edenler, bu payın yüzde 78’inin personel harcamalarına gittiğini gizlemeye çalışmaktadır. MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17 iken, 2013 yılı itibariyle eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 8’e gerilemiştir. Tek başına bu rakam bile “Bütçeden en çok payı eğitime ayırdık” diyenlerin halkı kandırmaya çalıştıklarını göstermektedir.

 

MEB Bütçeleri ve Milli Gelire Oranı

                 

   Yıllar

MEB Bütçesinin

Merkezi Bütçeye

Oranı (%)

MEB Bütçesinin

Milli Gelire Oranı (%)

2003

6,91

2,85

2004

8,53

3,00

2005

9,53

3,07

2006

9,50

2,95

2007

10,42

3,40

2008

10,51

3,13

2009

10,64

2,51

 2010

9,80

2,74

2011

10,92

2,81

2012

11,16

2,74

2013

11,76

3,02

2014*

12,77

3,24

 

 

 

 

 

Yıllar itibariyle baktığımızda MEB bütçesinde sayısal olarak bir artış olduğu görülmesine rağmen, asıl bakılması gereken milli gelir içinde eğitim bütçesinin payıdır. Geçtiğimiz 11 yıl içinde MEB bütçesinin milli gelire oranı fazla değişiklik göstermemiştir. Son iki yıldaki artışın temel nedeni, eğitimde 4+4+4 dayatması nedeniyle derinleşen sorunların içinden çıkılamaz hale gelmesi, okul ve derslik açıklarının artması, özellikle okulların altyapı ve donanım eksiklikleridir.

Yıllardır MEB bütçesinin büyüklüğünün temel nedeni, hükümetin eğitime verdiği önemden değil, büyük ölçüde personel harcamalarından kaynaklanmaktadır. Bu durumun farkında olan MEB, eğitim emekçilerini esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırmak için gece gündüz çalışmakta, öğretmenleri performans değerlendirmesine tabi tutarak, angarya işlerde çalıştırmak için proje üstüne proje geliştirmektedir.

 

Yükseköğretim bütçesindeki cimrilik sürmektedir

 

Geçtiğimiz yıllar içinde, büyük bölümü siyasal ihtiyaçlar üzerinden her ilde bir üniversite açılmıştır. 2014 yükseköğretim bütçesi, AKP hükümetinin yükseköğretim sisteminin ve üniversitelerin ihtiyaç duyduğu kaynağı genel bütçeden karşılama noktasındaki “cimri”liğini sürdürdüğünü göstermektedir. Bir süredir tartışılan yeni yükseköğretim yasası ile üniversitelerin tamamen piyasaya açılması, çeşitli teşviklerle özel üniversiteler kurulması için somut adımlar atılması planlanmaktadır.

 

Yükseköğretim Bütçeleri ve Milli Gelire Oranı

   Yıllar

Yükseköğretim Bütçesinin

Merkezi Bütçeye Oranı (%)

Yükseköğretim Bütçesinin

Milli Gelire Oranı (%)

2003

2,27

0,94

2004

2,45

0,86

2005

3,34

1,07

2006

3,35

1,04

2007

3,21

1,05

2008

3,29

1,02

2009

3,33

0,79

2010

3,24

0,91

2011

3,68

0,95

2012

3,63

0,89

2013

3,77

0,97

2014*

3,88

0,99

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2014 yılı yükseköğretim bütçesi, artan üniversite ve öğrenci sayısına rağmen ihtiyaç kadar arttırılmamış, tıpkı MEB bütçesinde olduğu gibi, bütçenin önemli bir bölümünü personele yapılan harcamalar (%64) oluşturmaktadır. Geçtiğimiz 11 yıl içinde üniversite ve öğrenci sayısı iki kattan fazla artmasına rağmen, yükseköğretim kurumları bütçesinin bu artışa paralel olarak arttırılmamış olması dikkat çekicidir.

Genel bütçeden yeterince kaynak ayrılmayan üniversitelerimiz, son yıllarda bilimsel üretimleri tehdit eden “kendi kaynağını yaratma” arayışları içine itilmiştir. YÖK’ün danışma kurullarında sermaye temsilcilerinin temsili ile ilgili olarak aldığı kararlar da dikkate alındığında, üniversitelerin yükseköğretim kurumları olmaktan hızla uzaklaşması ve piyasada faaliyet yürüten şirketlerden farkları kalmaması hedeflenmektedir.

Yapılmak istenen yeni düzenlemeler ile üniversite yönetimlerinde işadamlarının, sanayi temsilcilerinin yer alacak olması, üniversitelerimizin bilime ve halka değil, tamamen sermaye hizmet eden kurumlar haline getirilmek istenmektedir.

 

Eğitimin yükü büyük ölçüde halkın sırtına yıkılmaktadır

 

Geçtiğimiz 11 yıl içinde halkın cebinden yaptığı eğitim harcamalarında belirgin bir artış yaşanmıştır. 2002 yılında bir öğrenci velisi çocuğunun eğitim harcamaları için cebinden ortalama 720 TL harcama yaparken, 2013 yılında cepten yapılan eğitim harcaması miktarı 5 kat artarak ortalama 3 bin 602 TL’ye ulaşmıştır. Tek başına bu durum bile 2014 yılında eğitim harcamalarının önemli bir bölümünün öğrenci velilerinin üzerinden karşılanmaya devam edileceğini göstermektedir.

Geçtiğimiz 11 yıl içinde halkın cebinden yaptığı eğitim harcamaları her geçen yıl katlanarak artmış ve bugün neredeyse Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi rakamlarıyla yarışır hale gelmiştir. Temel bir insan hakkı olan eğitim hakkı AKP hükümeti döneminde bir hak olmaktan çıkarılmış, herkesin parası kadar eğitim hizmetlerinden yararlanmasının önü açılmıştır.

 

Eğitimin ve yükseköğretimin tamamen piyasa ilişkileri içine çekilmesi kabul edilemez

 

2014 yılı için öngörülen eğitim ve yükseköğretim bütçeleri ile eğitim sisteminde yapısal hale gelen fiziki alt yapı, öğretmen, idari ve akademik personel açıkları, araç gereç gereksinimi ve benzeri sorunların ve ihtiyaçların karşılanabilmesi mümkün değildir.

AKP Hükümeti, eğitimi “serbest piyasa sistemi”ne açmak, okulları ve üniversitelerimizi birer ticarethane gibi “işletmek” isteğini, geçtiğimiz 11 yılda yapmış olduğu yasal ve fiili adımlarla pek çok kez göstermiştir. Bu anlamda 2014 yılı eğitim ve yükseköğretim bütçesi, tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, paralı eğitim uygularını büyük bir kararlılıkla sürdüren bir zihniyette oluşturulması kabul edilemez bir durumdur.

Eğitimden beklenen amaçların gerçekleşmesi, artan öğrenci sayısı, derslik açıkları, eğitimin niteliğinin yükselmesi, fiziki alt yapı ver donanım eksikliklerinin giderilmesi, öğretmen açıklarının giderilmesi ve diğer sorunlar için MEB be yükseköğretim bütçelerinin milli gelire oranı ilk adım olarak en az iki kat arttırılmak zorundadır.

 

Taleplerimiz;

 

¨      Herkese eşit ve parasız eğitim hakkı tanınmalı, bu temel ilke ile çelişen bütün engeller ortadan kaldırılmalıdır.

¨      Eğitimde yeterli bütçe, okullara yeterli ödenek ayrılmalıdır.

¨      Öğretmen açıkları kapatılmalı ve ataması yapılmayan öğretmenlerin tamamı kadrolu olarak atanmalıdır.

¨      Eğitimde ve kamuda esnek ve güvencesiz çalışma uygulamalarına son verilmelidir.

¨      Kamusal, laik, bilimsel ve anadilinde eğitimin önündeki tüm yasal ve fiili engeller kaldırılmalıdır.

¨      Eğitimde performans değerlendirmesi, rotasyon ve sürgün uygulamalarına son verilmelidir.

¨      YÖK kaldırılmalı, üniversiteler özerk, bilimsel, demokratik bir yapıya kavuşturulmalıdır.

¨      Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır.



* 2014 Bütçe kanun tasarısında öngörülen miktar.

* 2014 Bütçe kanun tasarısında öngörülen miktar.

Yoruma kapalı.